Recep ERÇİN
DOA Sistemi tam kapasiteye ulaştığında yılda 25 milyar adet ambalaj toplanacak. Böylece ekonomiye 1 milyar dolarlık katkı ve 25 bin de ilave istihdam sağlanacak. TÜÇA Başkanı Nurullah Öztürk, sistemin genel bütçeden fonlanmadığını “kirleten öder” mantığı ile finanse edildiğini bildirdi.
Türkiye adım adım depozito sistemine geçiyor. Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) Sistemi'nin ilk fazı olan yerli ve milli yazılım, makine üretimi ve pilot bölge uygulamalarından sonra 1 Temmuz 2026 itibarıyla ikinci faza geçildi. Geçen 2 haftalık süreçteki gelişmeleri aktarmak üzere bir basın sohbet toplantısı düzenleyen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına bağlı Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA) Başkanı Nurullah Öztürk, entegrasyon döneminin 2 yıl süreceğini bildirdi.
Öztürk, sistemin şu anda herhangi bir şekilde depozito ücreti maliyeti doğurmadığını, finansmanın ise yine GEKAP kapsamında “kirleten öder” anlayışıyla sağlandığını ve merkezi bütçeye herhangi bir yük getirilmediğini önemle ifade etti.
Amaçlarının Türkiye’de yıllık ortaya çıkan 25 milyar adet içecek ambalajının tamamını sisteme kazandırmak olduğunu anlatan Öztürk, “Alüminyum, pet ve cam olmak üzere üç çeşit içecek ambalajı mevcut. Ambalajlar toplanmadığında çevre kirliliğine neden oluyor. Dünyada da depozito sistemini uygulayan örnek ülkeler var. Almanya bunlardan biri ama biz dünyadan farklı bir iş yaptık. Sistemimiz tamamen yerli ve milli kaynaklarla oluşturuldu. Diğer ülkeler de bizi izliyorlar. Bu bakımdan sistemin ihracatı gündeme gelebilir” bilgilerini paylaştı.
İşletmelerin ağırlığı daha fazla
DOA Sistemi’nde makinelere bir ambalaj atıldığında üzerinde yer alan etiketteki barkodun okunduğunu kaydeden Öztürk, halihazırda hem yurt içinde üretilen ürün ambalajlarına hem de yurt dışından gelenlere barkod basıldığını söyledi. Etiketi sahte olan ambalajları makinelerin almadığını veya alma durumu olsa bile ödeme gerçekleşmediğini belirten Öztürk, “ATM gibi doğrulama birimi var” dedi. Sistem sayesinde hem çevre kirliliğinin önüne geçildiğini hem de ambalajı üretmek için gerekli hammaddenin yerli atıklardan tedarik edildiğini kaydeden Öztürk, “Sağlıkla ilgili olarak bakıldığında plastikler doğada çözünmüyor. Bunları balıklar yiyor. Onları da biz tüketiyoruz” ifadelerini kullandı.
Öztürk, entegrasyon sürecinde esas ağırlığın bireylerden ziyade işletmelere kayacağını not etti. Buna göre, 25 milyarlık ambalajın 16 milyar adetlik kısmı otel, restoran gibi işletmelerde ortaya çıkıyor.








55 yıldır medya dünyasındayım. Yazılı ve görsel basında bütün kademelerde görev yaptım. Ekonomide doğru analiz en büyük şiarım.