Tarih : 10.07.2026 - 03:08

Yeşil dönüşümün yıllık maliyeti 25 milyar dolar

 

Nurdoğan A. ERGÜN
nurdogan.arslan@dunya.com

İklim değişikliğinin etki­siyle küresel ticaret ku­ralları yeniden şekille­nirken, Türkiye’deki şirketler sürdürülebilirlik yatırımları­na yönelik artan yatırım işta­hı ve dönüşüm kapasitesine duyduğu güvenle dikkat çeki­yor. Sürdürülebilirlik ağların­dan World Business Council for Sustainable Development (WBCSD) tarafından her yıl yayımlanan ve iş dünyasının net sıfır rotasını çizen “Busi­ness Breakthrough Barome­ter” raporunda, bu yıl ilk kez Türkiye’ye özel yapılan ana­lizinde, Türk iş dünyasının sürdürülebilirlik yaklaşımı­na ışık tutuldu. İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Der­neği’nin (SKD) elektrik, in­şaat, gıda, perakende, finans, içecek, kimya, endüstriyel ekipman ve havayolu gibi sek­törlerden üye şirketlerin katı­lımıyla hazırlanan çalışmada, Türkiye küresel ölçekte mer­cek altına alınan dört özel ül­keden biri oldu. İş dünyasının net sıfır stratejilerine ve iklim risklerine yaklaşımına ışık tu­tan rapor, Türkiye’deki şirket­lerin yatırım iştahı, rekabetçi­lik, dayanıklılık ve uluslarara­sı iş birliklerine yaklaşımını, küresel eğilimlerle karşılaş­tırmalı olarak ortaya koydu. Rapora göre, iş dünyası sür­dürülebilirlik dönüşümünden geri adım atmıyor. Küresel be­lirsizliklere, ekonomik dalga­lanmalara ve artan maliyetle­re rağmen iş dünyası sürdürü­lebilirliği sahipleniyor, ancak dönüşüm için uygun zemin bekliyor. Verilere göre, 2050 yılına kadar Türkiye’nin yeşil dönüşümü için yıllık yaklaşık 25 milyar dolara ihtiyaç var.

Öncelikli unsur dönüşümün maliyeti

Türkiye’de şirketlerin yüz­de 89’u dönüşüm sürecini yö­netebileceklerine inanıyor. Küresel ortalamada ise şirket­lerin yüzde 74’ü hemfikir. Bu­nunla birlikte, Türkiye’de şir­ketlerin yüzde 42’si dönüşüm sürecinin daha belirsiz ilerle­yeceğini düşünüyor. Küresel ortalamada bu oran yaklaşık yüzde 70’e çıkıyor. Bu da küre­sel iş dünyasında geçiş süreci­nin belirsiz ilerleyeceği kay­gısının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Türkiye’deki şir­ketler ise dönüşüm sürecinin zorluklarını görüyor ancak kendi planlama kapasitele­rine güveniyorlar. Bu aşama­da geçiş maliyetinin nasıl yö­netileceği, finansmanın nasıl sağlanacağı ve rekabetçiliğin nasıl korunacağı önem kaza­nıyor. Bu nedenle Türkiye’de geçiş riskinin daha çok eko­nomik çerçeveyle ele alınması gerekiyor.

Şirketlerin yüzde 97’si iş birliğine inanıyor

Araştırmaya Türkiye’den katılan şirketlerin yüzde 79’u sürdürülebilirlik yatırımları­nı artırdığını ifade ediyor. Kü­resel ortalamada ise bu oran yüzde 54. Aradaki bu dikkat çekici fark, Türkiye iş dünya­sının sürdürülebilirliği artık bir maliyet unsuru olarak de­ğil, rekabet gücünü koruma­nın ve yeni fırsatlar yaratma­nın bir aracı olarak değerlen­dirdiğini gösteriyor. Yatırım konusunda dikkat çeken bir diğer önemli veri de şirketle­rin öngörülebilirlik beklen­tisi. Türkiye’deki şirketlerin yüzde 72’si öngörülebilir ik­lim politikalarının yatırım ka­rarları açısından kritik oldu­ğunu düşünüyor. Küresel or­talamada ise bu oran yüzde 46. Bu veri, destekleyici tedbir­lerin yatırım kararlarında et­kili olduğuna dikkat çekiyor. Öte yandan şirketlerin yüzde 97’si dönüşümün uluslarara­sı iş birlikleriyle hızlanacağı­nı belirtiyor. Tüm bu bulgular, Türkiye iş dünyasının dönü­şümün gerekli olup olmadığı­nı tartışmadığını, dönüşümün daha hızlı, daha rekabetçi ve daha etkin nasıl gerçekleştiri­leceğini vurguluyor.

İşletmelerin tamamı rekabet avantajı olarak görüyor

Türkiye’de şirketlerin sür­dürülebilirlik çalışmalarının hangi motivasyonla yürüttük­lerine bakıldığında, ilk sırada rekabet avantajı geliyor. Şir­ketlerin yüzde 100’ü sürdürü­lebilirliği uzun vadeli bir re­kabet avantajı olarak görüyor. Küresel ortalamada bu oran yüzde 92’de kalıyor. İkinci sı­rada dayanıklılık ve risk yöne­timi geliyor. Türkiye’deki şir­ketler sürdürülebilirliği, kü­resel ortalamaya kıyasla çok daha güçlü biçimde risk yöne­timinin ve iş sürekliliğinin bir parçası olarak görüyor. Tür­kiye’deki şirketlerin yüzde 74’ü, küresel ortalamada ise yüzde 50’si dayanıklılık ve risk yönetimine öncelik veri­yor. Üçüncü sırada ise regü­lasyonlara uyum geliyor. Tür­kiye’de bu oran yüzde 67’iken, küresel ortalamada yüzde 51 seviyesinde.

GÜNÜN YORUMU

55 yıldır medya dünyasındayım. Yazılı ve görsel basında bütün kademelerde görev yaptım. Ekonomide doğru analiz en büyük şiarım.

Üye Olun

Kısa Yollar