Amerika Birleşik Devletleri’nde ekonomi yönetiminin kalbi olan Federal Reserve (Fed), son yılların en ağır siyasi kuşatması altında. Ancak, Başkan Donald Trump’ın Fed Başkanı Jay Powell’a yönelik sert tutumu ve Adalet Bakanlığı (DoJ) üzerinden yürütülen soruşturmalar, beklenmedik bir direnç noktasına çarptı: ABD Senatosu. Özellikle Cumhuriyetçi kanadın ağır topları, Powell’ın bir “suçlu” olmadığını yüksek sesle dile getirerek, kurumun bağımsızlığını koruma adına Beyaz Saray’a set çekiyor.
Senato Bankacılık Komitesi: Bağımsızlığın İlk Savunma Hattı
Senato Bankacılık Komitesi Başkanı Tim Scott’ın son açıklamaları, Washington kulislerinde bomba etkisi yarattı. Scott, Powell’ın Fed karargahındaki 2,5 milyar dolarlık yenileme çalışmaları sırasında “beceriksiz” davranmış olabileceğini, ancak bunun kesinlikle bir suç teşkil etmediğini vurguladı. Bu çıkış, sadece bir görüş beyanı değil; aynı zamanda Amerikan anayasal sistemindeki “denge ve denetleme” mekanizmasının bir tezahürüdür.
Senato, Fed’in sadece teknik bir kurum değil, aynı zamanda siyasi dalgalanmalardan ari kalması gereken bir istikrar adası olduğunun farkında. Scott’ın, Trump yönetiminin Powell üzerindeki baskı aracına dönüşen soruşturmayı “suç unsuru içermeyen bir idari hata” seviyesine indirgemesi, Fed Başkanı’nın görev süresinin sonuna kadar korunacağının sinyalini veriyor.
“Suç Değil, Siyasi Bahane” Tartışması
Soruşturmanın odağında, Powell’ın Kongre’yi bütçe aşımı konusunda yanıltıp yanıltmadığı sorusu yatıyor. Ancak Powell ve destekçileri, bu hukuki hamlenin aslında Fed’i faiz indirimine zorlamak için kurgulanmış bir “bahane” (pretext) olduğunu savunuyor. Cumhuriyetçi Senatör Kevin Cramer’ın şu sözleri, Senato’daki genel ruh halini özetler nitelikte: “Eğer Kongre’yi yanıltmak bir suç olsaydı, hepsini hapsedecek yeni bir federal hapishane inşa etmemiz gerekirdi.”
Bu yaklaşım, Senato’nun Fed’i bir “hukuk sopası” ile terbiye etme girişimlerine geçit vermeyeceğini gösteriyor. Senatörler, Powell’ın performansını eleştirseler dahi, kurumun kurumsal kimliğinin zedelenmesine izin vermenin uzun vadede ABD ekonomisine ve doların küresel güvenilirliğine zarar vereceğini biliyorlar.
Kevin Warsh’ın Adaylığı ve “Tillis Engeli”
Trump’ın Powell’ın yerine aday gösterdiği Kevin Warsh’ın onay süreci de bu bağımsızlık mücadelesinin rehinesi konumunda. Kuzey Karolina Senatörü Thom Tillis, Powell hakkındaki soruşturma tamamen ve şeffaf bir şekilde çözülene kadar hiçbir Fed adayını (Warsh dahil) onaylamayacağını açıkladı. Tillis’in bu tavrı, “Senato onayı” gücünün, yürütme organının merkez bankası üzerindeki aşırı baskısını dizginlemek için nasıl bir pazarlık kozuna dönüşebileceğini kanıtlıyor.
Demokrat senatörlerin de 11 kişilik bir blok olarak Scott’a mektup yazıp, soruşturmalar düşene kadar onay oturumlarını boykot edeceklerini belirtmeleri, Fed’in bağımsızlığı konusunda Senato’da nadir görülen bir partiler üstü mutabakatın oluştuğunu gösteriyor.








55 yıldır medya dünyasındayım. Yazılı ve görsel basında bütün kademelerde görev yaptım. Ekonomide doğru analiz en büyük şiarım.